Selen Servi: Sıra oyunculukta

 

İkinci albümünüz “Pardon Bakar mısınız?” çıktı, nasıl ilk tepkiler? 
- Hayata dört şarkı daha kattığım için mutluyum. Çok severek takip ettiğim iki müzik eleştirmeni Naim Dilmener ve Yavuz Hakan Tok’tan iyi not aldım. “Tertemiz bir pop albümü” dediler.


“Pardon Bakar mısınız”ı seslendirmeye ve albümümüze ismini koymaya nasıl karar verdiniz? 
- 2009 yılında bir Sezen Aksu albümünde dinleyip vurulmuştum bu şarkıya. İki CD’lik albümde inci gibi parlıyordu. Şarkıyı hemen sahne repertuvarıma aldım. Birkaç yıl sonra ortak bir arkadaşımız, şarkının söz-müzik yazarı Sibel Algan’ı sahne aldığım bara davet etti. Orada tanışıp arkadaş olduk. İkinci albüm için yola çıktığım dönem, doğum gününü kutlamak için aradım kendisini. Telefonda bana şarkıyı hediye etti. Kendi doğum gününde başkasına hediye veren kadın. (Gülüyor) Bu ismi niye koyduğuma gelirsek... İlk albümümün ismi “Göze Aldım”dı. Gerçekten müzik piyasasına girmeyi göze almıştım. Ardından “Pardon bakar mısınız” demek, “Bakın ben buradayım” diye seslenmek gibi geldi, hoşuma gitti. Yolculuğumun sıralaması gibi.


YALIKAVAK’TA
SAHNE ALIYORUM
Albümümüzde sözleri size ait şarkılar da var...

- Evet, iki şarkı var. “Sade” ve “Yaza Yaza”... “Sade”, kendime yazdığım ve doğum günümde demo halini dostlarıma dağıttığım bir şarkı. Bestesi, değerli dostum Alp Yenier’e ait. “Yaza Yaza”yı ise yaklaşık üç yıl önce yaşadığım bir aşka dair yazmıştım. Aslında adını “delirme” koymuştum da, “içinde geçmiyor, olmaz” diye kandırdılar beni...


İkinci albümünüzün tanıtım çalışmalarının yanı sıra neler yapıyorsunuz? Bir yerde sahne alıyor musunuz?
- Şarkı söylemenin vazgeçilmez alanı, sahne. Albüm yapmadan önce de sahnedeydim. Sakman Bar’da çıkarken bir akşam Vedat Sakman, “Hadi Selen yap artık bir albüm” dedi, albüm süreci öyle başladı. Yoksa ben öyle gider gelirdim sahnelere. (Gülüyor) Hayal Kahvesi, Kokosh, Sakman Bar, Frankie sahne aldığım mekânlar arasında. Bir yıldır da Agency grubu ile çalışıyoruz. Kış boyunca İş Kuleleri’ndeki mekânında cumartesi geceleri sahne aldım. Geçen yaz olduğu gibi bu yaz da Agency’nin Yalıkavak Palmarina’daki mekânında çıkıyorum. Pazar-pazartesi akşamları.


BENİM SAHNEMDE
HERKES SOLİST
Repertuvarınızdan ve sahnenizden de bahsedelim yeri gelmişken...

- Fransızca, İngilizce ve Türkçe şarkılar seslendiriyorum. Ben çok keyif alıyorum sahnede. Ekip arkadaşlarımla kendimi çok iyi hissediyorum. Belli bir frekansa geçince de sahnede kahkaha, sarılma, öpme gibi eylemlerim oluyor. (Gülüyor) Müzisyenlerim de buna ayak uyduran sahne insanları. Birlikte sohbet edip, fikir yürüttüğüm, yiyip içtiğim, güldüğüm insanlarla sahnede olmak gibi bir isteğim vardı. Çok şükür öyle de oluyor. Bu olduğu gibi sahne performansına yansıyor. Bizim sahnede solist ve müzisyenler yok, herkes solist.


Anneniz cam, gümüş takılar, babanız tamamen el yapımı çantalar yapıyormuş. Sizin hobileriniz neler? 
- Yazı yazmak diyebilirim. Yazdıklarımı hem kendi blog’umda hem farklı sitelerde yayınlıyoruz.
Uğraştığınız başka sanat dalları var mı?
- Piyano derslerine başladım. Asiye Kocaman casting ajansındayım bir süredir ve yüzümü oyunculuğa da döndüm. Kısacası, yaşam, bir oyun alanı olarak bana neler sunuyorsa denemek istiyorum.

 

 

ÇİÇEK EKER
ÇAY DEMLER
Evde nasıldır Selen Servi?

- Rahat. Çiçek eker, çay demler, balkon yıkar, koruda yürüyüşe çıkar, kitap okur. Bir de mahallem çok güzeldir benim. Dostlarımla mahallemi yaşamayı çok severim. Kuzguncuk’u bilen bilir. İsmet Baba’dan Pita’ya, bostandan Bencil Dükkan’a İstanbul’un nadide bir “köyü”dür.

 

Alıntı URL: http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/paparazzi/29516024.asp