Selen Servi Blog

Tutku yaşama yönelince anlamlı. Buna iknayım artık.

Tutku öncelikle yaşama olmalı.Hayatın nasıl devam edeceğini belirleyen bu. Ölüme tutkulu olanlar da var tabii. O yüzden bu ayrımı netleştirmeli.

İlk seçim bu, ölüm mü yaşam mı?

 

İnsan farkında olmadan da ölüme tutkulu olabilir.

Bitişlerin ortak başlığıdır ölüm. Kendini, ömrünü tüketen durumların içinde yıllarca kalmaktır.

Ölüm illa kendini alıp vurmak değildir.

Yaşam için adım atacak motivasyonu, cesareti bulamamaktır ölümden yana durmak.

Yanıbaşındakini tüketmek de ölümdür.

Yanındakine ışık tutmamak, sevgiyle onun varoluşuna destek olmamak da öldürmektir aslında. Çekip silahı vurmak gerekmez.

İnsan belki en çok bir bebeği büyütürken, bir hayvanı beslerken, gözetirken yaşamdan yana, yaşatmaktan yana bir tavır sergiliyordur. Bu durumda bile, altbilincin seçimi yaşatma kalitemizi belirler. Ölümden yana seçim yapan bir altbilinç bebeğini yalnızca doyurup temel ihityaçlarını karşılıyordur. Oysa yaşatmak başka şey. Sarmak, sarılmaktır yaşatmak. Sevgiliyi, anayı, babayı, kediyi, köpeği, kardeşi boynundaki sıcağa sarmaktır.

Sıkmamak, boğmamak, dilenmemek, suçlamamak, bunaltmamak ama sarmaktır.

 

Tüm ilişkiler böyle gözden geçirilmeli.

Tüm ilişkilerimi böyle gözden geçiriyorum.

Bir daha bakılmalı aynaya şu soruyla;

Yoksa "sen en güzel duyguların katili" misin?

 

Yorumlar

  • Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Cevap Yaz